Şarkılardan Çıktı Bu Müzik Merakı
- Malayani Adam

- 6 saat önce
- 2 dakikada okunur
Müziğe sardım bu aralar. Tuhaf bir şekilde anlaştıkta. Meğer birbirimizin dilinden anlıyormuşuz, sanırım. Nerden çıktı şimdi bu müzik, zaten yazdıklarınla yeterince ütüledin milletin kafasını diyebilirsiniz. Anlatayım.
Öncelikle ben büyük bir Barış Manço ve Cem Karaca hayranıyım. Orta derecede İlhan İrem, Fikret Kızılok, Tanju Okan ve Kayahan dinleyicisiyim. Tüm bu saydığım isimlerin maalesef artık aramızda olmadıklarını ve müzik yapmadıklarını fark etmişsinizdir.
Yıllardır güncellediğim tüm müzik listelerimde sürekli aynı parçalar dönüp duruyor. Ne kadar çok sevsem de sık dinliyor oluşumdan dolayı bir noktadan sonra anlamını yitirmeye başlıyor ezgiler. Artık yeni bir şeyler keşfetmenin zamanı geldi diye düşümdüm ve yeni şarkılara, şarkıcılara doğru yelken açmaya karar verdim.
Tanrım, slogan atmayı şarkı söylemek zannedenler mi, ilkokul seviyesi şarkı sözleriyle hayat dersi vermeye çalışan zıpçıktılar mı, bir damla su da yaygaralar koparanlar mı? Barış Manço, Cem Karaca, İlhan İrem, Tanju Okan, bu isimlerde “karakter” vardı. Şarkıyı söyleyen kişinin dünyası hissediliyordu. Bugünün büyük kısmında ise şarkılar Spotify çalma listesi algoritmasına göre optimize edilmiş enerji içeceği gibi. İlk tını dikkat çekiyor, biraz dinleyince ruhu bulamıyorsunuz.
Biz onları Z kuşağı diye tanımlıyoruz ama bu güruhu anlatan en güzel tanım “Soru İşareti Kuşağı” olmalı. Kafaları karışık, ne yaptıklarını biliyorlar ne olanları analiz edebiliyorlar. İstisnalar beni affetsin.
Dedim bu iş böyle olmayacak. Ne varsa eskilerde var. Vivaldi, Ravel, Beethoven, Mozart, Chopin derken, “oğlum napıyorsun” dedim kendi kendime, sen rack, dark blues, orkestral metal seven adamsın, bu kadar mı çaresiz kaldın? Evet kaldım. Elim de sadece Teoman vardı müziğinden hoşlandığım ve arka arkaya dinleyince kendimi bir yerden atma isteği doğuyordu içinde. Benden bile melankolik.
Ulan dedim, kendi müziğimi kendim yaparım, kendim dinlerim ve yıllardır açmadığım şiir kitaplarımı açıp yazdıklarım arasından şarkı olabilme potansiyeli taşıyanları seçmeye başladım.
Böyle başladı Hikaye. Sesim berbat, kafamın içindeki müziği aktaramıyorum. Söyleyecek birilerini bulayım dedim, huysuz adamın tekiyim, kimseyle anlaşamadım. Hal böyle olunca oturdum bilgisayarın başına müzik yapan yapay zekaları araştırdım.
İki tanesi dikkatimi çekti. Biri müzik, diğeri vocal olarak daha başarılı, vokali tercih ettim, kendinde olmayana özenirmiş insan. Günlerce, sadece bir kaç saatlik uykuyla dillerini biraz olsun çözmeyi başardım. Kafamdaki müziği nasıl aktaracağımı öğrendim.
Biraz programcılık gibi; sözlerin arasına doğru komutları yerleştirmek, Promtlar yazarak yapay zekayı yönlendirmek. Asıl can sıkıcı kısım ortaya çıkanı MİDİ'de editlemek, tek tek tüm enstrümanların ve vocalin üzerinden geçmek. Vazgeçmenin eşiğine geldiğim zamanlar oldu. Neyse ki huysuz olduğum kadar inatçıyım. Gerekli tüm kötü vasıfları barındıracak kadar şanslı olmam hasebiyle sonunda ilk Albüm çıktı fırından, Malayani Şarkılar.
İşte böyle, bir, iki derken yüze yakın parça çıkardım kitaplarımdan. Dinleyenler beğendi, en çok da ben. "Belki başka beğenenler de olur" diye düşümdüm. Sonuçta tek huysuz, ruh hastası herif ben olamam bu dünyada. Paylaşmaya karar verdim. Slogan bile buldum: “her şarkının bir hikayesi vardır, hele bir de şiirden doğmuşsa.”
Hep demişimdir: “Hayat istediğini vermiyorsa bir şey yap, kendi senaryonu yaz.” Size bir gün nasıl yazar olduğumu da anlatırım. Hep Orhan Veli yüzden :)

İlk albüm Malayani Şarkılar 29 Mayıs'da çıkıyor. Apple Müzik, Spotfy, YouTube Music ve diğer tüm mağazalarından ulaşabilirsiniz. Tüm şarkı sözleri yayınlanmış olan kitaplarımdan alınmıştır.



Yorumlar